Osmanlı Mîrî Rejiminin Suriye ve Irak'ta Uygulanmasının Sonuçları

dc.contributor.authorÖztürk, Mustafa
dc.date.accessioned2026-08-12T15:54:29Z
dc.date.issued2016
dc.departmentFırat Üniversitesi
dc.description.abstractOsmanlı Devletinin iki temel idare tarzı vardır. 1. Mîrî rejim, 2. Salyaneli rejim. Bunların dışında mümtaz vilayetler de vardır. Mîrî rejim devletin klasik sistemidir. Bu sisteme dâhil olan vilayetlerde tahrir yapılır, gelirler tevcih edilir, devletin kaynaklarını tasarruf edenler devletin resmî görevleri yerine getirmekle yükümlüdürler. Bu suretle mîrî rejime dâhil olan yerlerde asker çıkarılmakta, vergi alınmakta ve merkezî hâkim kültür ikame edilebilmektedir. Salyaneli vilayetlerde ise tahrir ve timar yoktur, buralardan asker çıkarılmazdı, kanunnâmelerde belirtildiği üzere vali ve diğer görevlilerin maaşları o vilayetin gelirlerinden ödenirdi. Ama Osmanlı mali kayıtlarında bunun böyle olmadığı, salyaneli valilerin maaşlarının dahi merkezden ödendiği görülmektedir.Bu sisteme dâhil olan yerler Osmanlı Devletinin gerçek anlamda hâkim olduğu yerlerdir. Buna göre mîrî rejimin sınırları; güneyde Şam, Rakka, Bağdat, Tebriz, kuzeye yönelerek Revan ve Batum'dur. Rumeli'nde ise; Tuna tabiî sınır olmak üzere, Bulgaristan, Makedonya, Bosna-Hersek ve Arnavutluk, Kuzey Yunanistan ve Saros Körfezi'nden Oniki Adalar, Rodos ve Kıbrıs'tır.Konumuz olan Suriye ve Irak'ın özellikle kuzey bölgeleri yani Şam, Halep, Rakka, Deyr-i Zor, Musul vilayetinin tamamı ki, Musul, Kerkük, Süleymaniye, Erbil ve Dohuk'tur. Bağdat ise bazen mîrî rejime dâhil olurken, bazen de salyaneli tarzda idare edilmiştir. Bu idarî ve iktisadî sistem, yüzyıllar boyunca bölge halkının devletin merkezi ile bütünleşmesini sağlamıştır. Çünkü mîrî rejim ile binlerce kişi timar veya zeamet tasarruf etmiş, binlerle ifade edilen mukataa ve vakıflarda yüzbinlerce insan istihdam edilmiştir. Üstelik Osmanlı Devletinin halkın din ve sosyal hayatlarına müdahaleci bir siyaset gütmemesi, bölge halkının çok büyük çoğunlukla Müslüman olması, bu bütünleşmeyi ve özdeşleşmeyi sağlayan önemli faktörlerdir.Yüzyıllara dayanan bu iktisadî ve sosyal düzen, Birinci Dünya Savaşından sonraki gelişmelerde, bölge halkının Osmanlı Devletinin yanında mücadelelere katılması sonucunu doğurmuştur. Nihayet bu bütünlük, Türk, Kürt, Arap ayırmaksızın Misâk-ı Millî'nin tarihî zeminini oluşturmuştur
dc.identifier.endpage15
dc.identifier.issn1307-9778
dc.identifier.issn1309-5137
dc.identifier.issue18
dc.identifier.startpage1
dc.identifier.trdizinid207488
dc.identifier.urihttps://search.trdizin.gov.tr/tr/yayin/detay/207488
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/11508/38678
dc.identifier.volume9
dc.indekslendigikaynakTR-Dizin
dc.language.isotr
dc.relation.ispartofGazi Akademik Bakış
dc.relation.publicationcategoryMakale - Ulusal Hakemli Dergi - Kurum Öğretim Elemanı
dc.relation.tubitakinfo:eu-repo/grantAgreement/TUBITAK//
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.snmzKA_TR-Dizin_20260511
dc.subjectTarih
dc.titleOsmanlı Mîrî Rejiminin Suriye ve Irak'ta Uygulanmasının Sonuçları
dc.typeArticle

Dosyalar