NAİF MS VE RRMS HASTALARINDA SERUM ISTHMIN-1 SEVİYELERİNİN ARAŞTIRILMASI
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
DOI
Özet
Multipl Skleroz (MS), merkezi sinir sisteminin en sık görülen kronik inflamatuar demiyelinizan hastalığıdır. Patogenezinde T ve B lenfositler, sitokinler, kemokinler ve kan-beyin bariyerinin bozulması rol oynamaktadır. Hastalığın erken tanısı ve aktivite takibinde kullanılabilecek biyobelirteçlere ihtiyaç devam etmektedir. Son yıllarda immün modülasyon, inflamasyon ve anjiyogenezde rol oynadığı bildirilen İsthmin-1 (ISM1) adlı glikoprotein, otoimmün hastalıklarla ilişkilendirilmiş olup MS patogenezindeki yeri belirsizdir. Bu çalışmada, MS hastalarında serum ISM1 düzeylerinin araştırılması, hastalık evreleriyle ilişkisi ve tanısal performansının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 56 relapsing-remitting MS (RRMS), 56 yeni tanı MS ve 57 sağlıklı kontrol olmak üzere toplam 169 birey dahil edilmiştir. Serum ISM1 düzeyleri ELISA yöntemiyle ölçülmüştür. Demografik veriler, EDSS skorları, IgG indeksi, BOS oligoklonal bant (OKB) varlığı ve klinik özellikler (optik nörit, beyin sapı tutulumu, spinal tutulum) kayıt edilmiştir. Gruplar Kruskal–Wallis testi ile karşılaştırılmış, post-hoc analizler grup farklılıklarını incelemek için yapılmıştır. ROC (Receiver Operating Characteristic) analizi ile ISM1'in tanısal performansı değerlendirilmiştir. Gruplar arasında yaş ve cinsiyet açısından fark bulunmamıştır. Serum ISM1 düzeyleri açısından üç grup arasında anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0.001). Post-hoc analizlerde, kontrol grubunun hem RRMS hem de yeni tanı MS gruplarından anlamlı şekilde farklı olduğu, ancak RRMS ile yeni tanı MS grupları arasında anlamlı fark bulunmadığı gösterilmiştir (p=0.229). ISM1 düzeyleri RRMS grubunda en yüksek, yeni tanı MS grubunda daha düşük, kontrol grubunda en düşük düzeyde bulunmuştur. ROC analizi sonucunda, serum ISM1 düzeylerinin MS tanısındaki ayırt edici gücü orta düzeyde olup AUC=0.698 (%95 GA: 0.60–0.79), cut-off ?11.07, sensitivite %74 ve spesifisite %58 olarak hesaplanmıştır. Klinik veriler incelendiğinde, EDSS ve IgG indeksi açısından RRMS ve yeni tanı MS grupları arasında fark bulunmamıştır. Ancak yeni tanı grubunda OKB bant pozitifliği anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (%69.6 vs %21.4, p<0.001). RRMS grubunda ise optik nörit (%64.3 vs %30.4, p<0.001) ve spinal tutulum (%87.5 vs %71.4, p=0.03) daha sık saptanmıştır. ISM1 düzeyleri ile EDSS, IgG indeksi, yaş, cinsiyet, optik nörit, spinal tutulum, beyin sapı tutulumu ve OKB bant varlığı ve band sayısı arasında korelasyon bulunmamıştır. Bu çalışma, serum ISM1 düzeylerinin MS hastalarında kontrol grubuna kıyasla anlamlı derecede yüksek olduğunu göstermiştir. ISM1 artışının hastalık modifiye edici ilaç kullanımından bağımsız olduğu ve hastalığın evresinden çok MS varlığı ile ilişkili olduğu görülmüştür. ROC analizi ISM1'in tek başına tanı koydurucu olmadığını, ancak klinik ve laboratuvar bulgularla birlikte kullanılabilecek tamamlayıcı bir biyobelirteç olabileceğini göstermektedir. RA hastalarında yapılan çalışmalarla kıyaslandığında ISM1'in farklı otoimmün hastalıklarda zıt yönde değişiklik gösterebildiği anlaşılmıştır. Bu bulgular, ISM1'in MS patogenezinde rol alabileceğini, ancak daha geniş, çok merkezli ve uzunlamasına çalışmalarla doğrulanması gerektiğini ortaya koymaktadır
Multiple Sclerosis (MS) is the most common chronic inflammatory demyelinating disease of the central nervous system. T and B lymphocytes, cytokines, chemokines, and disruption of the blood–brain barrier play crucial roles in its pathogenesis. There is still a need for biomarkers that can assist in the early diagnosis and monitoring of disease activity. Isthmin-1 (ISM1), a novel glycoprotein involved in immune modulation, inflammation, and angiogenesis, has been linked to autoimmune disorders, but its role in MS remains unclear. This study aimed to investigate serum ISM1 levels in MS patients, their relationship with disease stage, and their diagnostic performance. A total of 169 participants were included: 56 with relapsing-remitting MS (RRMS), 56 newly diagnosed MS, and 57 healthy controls. Serum ISM1 levels were measured using ELISA. Demographic data, Expanded Disability Status Scale (EDSS), IgG index, cerebrospinal fluid (CSF) oligoclonal band (OCB) positivity, and clinical features (optic neuritis, spinal involvement) were recorded. Group comparisons were performed with the Kruskal–Wallis test, and post-hoc analyses identified the source of differences. Diagnostic performance was evaluated using Receiver Operating Characteristic (ROC) analysis. No significant difference in age and sex was found between the groups. Serum ISM1 levels differed significantly across groups (p<0.001). Post-hoc analysis revealed that this difference was due to higher ISM1 levels in both MS groups compared to controls, while no significant difference was observed between RRMS and newly diagnosed MS (p=0.229). ISM1 levels were highest in RRMS, lower in newly diagnosed MS, and lowest in controls. ROC analysis demonstrated a moderate discriminatory ability for serum ISM1 (AUC=0.698, 95% CI: 0.60–0.79) with a cut-off ?11.07, yielding 74% sensitivity and 58% specificity. Clinical data showed no significant differences in EDSS or IgG index between RRMS and newly diagnosed MS. However, OCB positivity was significantly higher in the newly diagnosed group (69.6% vs 21.4%, p<0.001). Optic neuritis (64.3% vs 30.4%, p<0.001) and spinal involvement (87.5% vs 71.4%, p=0.03) were more frequent in the RRMS group. Serum ISM1 levels did not correlate with EDSS, IgG index, age, sex, optic neuritis, spinal involvement, brainstem involment or OCB status. Serum ISM1 levels were significantly elevated in MS patients compared to healthy controls. This increase was independent of disease-modifying therapy and appeared to be related to the presence of MS rather than disease stage. ROC analysis indicated that ISM1 is not sufficient as a stand-alone diagnostic biomarker but may serve as a complementary marker alongside clinical and laboratory findings. Compared with studies in rheumatoid arthritis, where ISM1 levels are reduced, our findings highlight disease-specific differences in immunopathogenesis. Larger, multicenter, longitudinal studies are needed to clarify the role of ISM1 in MS and its potential clinical utility.







