Hanefîlerin Sahâbe Kıraatleriyle Fıkhî İstinbat Yöntemi: Serahsî Örneği

dc.contributor.authorYalçın, Yunus
dc.date.accessioned2026-08-12T15:07:54Z
dc.date.issued2025
dc.departmentFırat Üniversitesi
dc.description.abstractEbû Bekr Şemsü’l-eimme Muhammed b. Ebî Sehl Ahmed es-Serahsî (ö. 483/1090 [?]), Hanefî fakihler arasında Kemalpaşazade’nin yedili tasnifine göre meselede müctehid sayılan bir fakihtir. Serahsî’nin Temhîdü’l-fusûl fi’l-usûl (Usûlü’s-Serahsî) isminde meşhur usul eseri ile el-Mebsût ismindeki kapsamlı fürû fıkıh eseri bulunmaktadır. Serahsî’nin bu iki eserinin dışında fıkıh eserleri olup onlarda da kıraatlerle fıkhî istinbatta bulunsa da örneklerin tamamı, Usûl ve el-Mebsût eserinde mevcuttur. Serahsî, eserlerinde sahih kıraatlerle fıkhî istinbatta bulunduğu gibi hatt-ı mushafa uygunluk şartına uymadığı için Kur’an sayılmadığından şâz grubuna dâhil edilmiş olan sahâbe kıraatleriyle de fıkhî istinbatta bulunmuştur. Sahih kıraatlerle fıkhî istinbat yöntemi ayrı bir çalışma konusu olacağından bu araştırmada, Serahsî’nin Hanefîlerin sahâbe kıraatleriyle fıkhî istinbat yöntemi ortaya konulacaktır. Serahsî gibi Hanefîler içerisinde usul ve fürû alanında etkili bir âlimin kıraatlerle fıkhî istinbat yönteminin bilinmesi, Hanefîlerin bu alandaki yönteminin bilinmesi açısından önemlidir. Araştırma, Hanefîlerin sahâbe kıraatlerinin şer‘î deliller arasındaki konumunu tespit için sahâbe kıraatleriyle sınırlandırılmıştır. Bunun için Serahsî’nin Usûlü’s-Serahsî isimli usul eseri ile el-Mebsût isimli fürû‘ fıkıh eserinde fıkhî istinbatta bulunduğu örnekler incelenmiştir. Bu örneklerdeki istibat yöntemi, meselenin tam anlaşılması için kendisinden önce bize usul eseri ulaşan Cessâs (ö. 370/981), Debûsî (ö. 430/1039) ve çağdaşı olan Pezdevî (ö. 482/1089) ile kıyaslanmıştır. Çalışmada Serahsî’nin fıkhî istinbatta bulunduğu dokuz meselede kendisinden kıraat naklettiği sahâbelerin Abdullah b. Mes’ûd, Übey b. Ka‘b ve Sa‘d b. Ebî Vakkâs olduğu görülmüştür. Serahsî’nin Hanefîlerin genel görüşüne uyarak meşhur olan sahâbe kıraatlerini şer‘î deliller arasında meşhur sünnet makamında addettiği tespit edilmiştir. Serahsî’nin, bir haberin meşhur sünnet konumunda olması için Ebû Hanîfe’ye kadar ulaşmasını şart koştuğu görülmektedir. Bunun sonucunda Sa‘d b. Ebî Vakkâs kıraati ile Abdullah b. Mes‘ud’un kıraatleri meşhur sünnet sayılırken Übey b. Ka‘b’ın kıraatleri bu kapsamda değerlendirilmemiştir. Halbuki Hanefîlerin haberin meşhur addedilmesinde râvî ile ilgili ortaya koydukları şartlar arasında bulunan fakih olma, itkân ve adalet vasıflarından her biri Übey b. Ka‘b’da da bulunmaktadır. Sa‘d b. Ebî Vakkâs’tan nakledilen kıraatle fıkhî istinbatta bulunulması ise mesele hakkında başka delilin bulunmamasından kaynaklı olduğu düşünülmektedir. Serahsî’nin meşhur sünnet konumunda saydığı sahâbe kıraatleriyle fıkhî istinbat ilkelerinden biri bu kıraatlerin tilâvet-i mensuh âyet hükmünde olmasıdır. Tilâveti mensuh olması, Allah Teâlâ’nın herkesin zihninden bu âyeti silerken nakleden sahâbenin zihninden bu âyeti silmemesinden dolayıdır. Bununla birlikte tilaveti mensuh olan her sahâbe kıraati şâz kıraat grubundan olması sebebiyle lafzen Kur’an’a ziyade edilemese de meşhur âhâd haber konumunda kabul edilmişse hüküm anlamında nassa ziyade edilebilir. Bunun yanında tilaveti mensuh meşhur haber konumundaki sahâbe kıraatleri, sahih kıraate göre mukayyed lafız hükmündedir. Hanefîlere göre de sebep ve hüküm bir olduğunda mutlak mukayyede hamledilebildiğinden sahâbe kıraatine sahih kıraat hamledilebilir. Bundan dolayı yemin kefaretinde orucun peşpeşe tutulup tutulamayacağı hakkında İbn Mes‘ûd kıraati, meşhur sünnet makamında sayılarak delil kabul edilmiştir. Bu kıraat, mukayyed lafız hükmünde olduğundan hem nassa ziyade edilmiş, hem de mutlak mukayyede hamledilerek orucun peşpeşe tutulması gerektiği şeklinde hüküm verilmiştir. Bunun yanında aynı seviyede sayılabilecek Übey b. Ka‘b kıraati meşhur sünet konumunda sayılmadığından Ramazan orucunun kazâsının peşpeşe olamayacağına hükmetmişlerdir. Sahâbe kıraatleri, ziyadeli kıraatler olduğu için mutlak olan lafzın âmm olması açısından tahsis ettiği de söylenebilir. Serahsî’nin sahâbe kıraatleriyle fıkhî istinbatta en az iki manaya muhtemel olan müşkil lafızların işkâlinin giderilmesinde istidlâl ettiği görüldüğü gibi sahih kıraatle verilen bir hükmü destekleyici olarak da istidlal ettiği görülmüştür.
dc.description.abstractAb? Bakr Shams al-A?imma Mu?ammad b. Ab? Sahl A?mad al-Sarakhs? (d. 483/1090 [?]) is recognized among ?anaf? jurists as a mujtahid f? al-mas??il (independent jurist in legal issues), in accordance with Kemalpaşazade’s seven-tier classification. Al-Sarakhs? authored two major works: U??l al-Sarakhs?, also known as Tamh?d al-Fu??l f? al-U??l, a foundational treatise in legal theory, and al-Mabs??, his most comprehensive work on substantive law (fur?? al-fiqh). While there are occasional references to qir???t (variant Qur??nic readings) in his other writings, all instances where al-Sarakhs? engages in legal inference (istinb??) based on qir???t are found in al-Mabs??. These include derivations not only from canonical readings (?a??? qir???t), but also from ?a??b? qir???t—readings attributed to the Companions of the Prophet. Since the methodology of inferring rulings from canonical readings constitutes an independent field of inquiry, this study focuses specifically on al-Sarakhs?’s approach to legal inference based on ?a??b? qir???t within the ?anaf? tradition. Understanding the method of a prominent ?anaf? jurist, influential in both u??l and fur??, is crucial for grasping the broader ?anaf? perspective on this issue. Accordingly, the scope of this research has been limited to ?a??b? qir???t to examine their status as sources of legal evidence (dal?l shar??) within the ?anaf? school. The analysis is based on examples of legal inference from both U??l al-Sarakhs? and al-Mabs??. In order to clarify al-Sarakhs?’s methodology, these examples are compared with earlier and contemporary scholars such as al-Ja???? (d. 370/981), al-Dab?s? (d. 430/1039), and al-Pazdaw? (d. 482/1089), whose u??l works have reached us. In nine legal issues where al-Sarakhs? employed ?a??b? qir???t, the Companions cited include ?Abd All?h b. Mas??d, Ubayy b. Ka?b, and Sa?d b. Ab? Waqq??. It has been established that al-Sarakhs?, following the general view of the ?anaf?s, regarded widely transmitted ?a??b? qir???t as equivalent in status to mashh?r sunna (widely accepted prophetic practice) within the sources of law. Al-Sarakhs? stipulates that for a report to be considered mashh?r sunna, it must be traceable to Ab? ?an?fa. Based on this principle, the readings of ?Abd All?h b. Mas??d and Sa?d b. Ab? Waqq?? are considered mashh?r sunna, whereas the readings of Ubayy b. Ka?b are not, despite Ubayy’s fulfillment of the necessary criteria for transmission—namely, being a jurist (faq?h), possessing precision (itq?n), and being upright (?ad?la). The use of Sa?d b. Ab? Waqq??’s reading in legal inference appears to result from the absence of other textual evidence on the issue. One of the principles al-Sarakhs? establishes regarding legal inference from ?a??b? qir???t is that these readings may represent n?ss al-mans?kh al-til?wa—verses whose recitation has been abrogated. The rationale is that while God has erased these verses from the memories of most, He allowed them to remain with the Companions who transmitted them. Though such readings, being classified as sh?dhdh (irregular), cannot be incorporated into the Qur??n textually, they may still be treated as mashh?r ???d reports and thus valid in deriving legal rulings. Furthermore, these mans?kh al-til?wa readings may function as muqayyad (restrictive) expressions in contrast to mu?laq (unrestricted) terms found in canonical readings. Since the ?anaf?s allow the reconciliation of mu?laq with muqayyad when the reason and ruling are identical, the ?a??b? qir??a may be interpreted in light of the canonical reading. Consequently, in the matter of whether the fasts for expiation of an oath (kaff?rat al-yam?n) must be consecutive, al-Sarakhs? considers the reading of Ibn Mas??d—treated as mashh?r sunna—to be binding evidence. This reading, as a muqayyad expression, leads to two legal conclusions: it supplements the canonical text (nass) and interprets an unrestricted command as requiring consecutiveness. In contrast, Ubayy b. Ka?b’s reading—despite being of comparable value—is not treated as mashh?r sunna, and therefore, the ?anaf?s ruled that the make-up (qa???) of Rama??n fasting need not be consecutive.Given that ?a??b? qir???t typically involve additional elements compared to canonical readings, they may also serve to specify general terms (??mm) through restriction. Al-Sarakhs?’s use of ?a??b? qir???t includes resolving ambiguity (ishk?l) in polysemous expressions and corroborating legal rulings derived from canonical readings.
dc.identifier.doi10.58568/firatilahiyat.1742894
dc.identifier.endpage335
dc.identifier.issn1304-639X
dc.identifier.issn2791-951X
dc.identifier.issue2
dc.identifier.startpage319
dc.identifier.urihttps://doi.org/10.58568/firatilahiyat.1742894
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/11508/28326
dc.identifier.volume30
dc.language.isotr
dc.publisherFırat University
dc.publisherFırat Üniversitesi
dc.relation.ispartofFırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
dc.relation.publicationcategoryMakale - Ulusal Hakemli Dergi - Kurum Öğretim Elemanı
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.snmzKA_DergiPark_20260511
dc.subjectIslamic Law
dc.subjectİslam Hukuku
dc.subjectRecitation of the Qur'an and Qiraat
dc.subjectKuran-ı Kerim Okuma ve Kıraat
dc.titleHanefîlerin Sahâbe Kıraatleriyle Fıkhî İstinbat Yöntemi: Serahsî Örneği
dc.title.alternative?anaf? Jurisprudential Istinb?t Method with the Qir???hs of the ?a??ba: The Example of Al-Sarakhs?
dc.typeArticle

Dosyalar