Koyunlarda deneysel pıtrak otu (Xanthium strumarium L. subps. cavanillesii-cocklebur) toksikasyonu üzerine patolojik ve biyokimyasal araştırmalar
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
DOI
Özet
Bu çalışma, değişik oranlarda Xanthium strumarium L,subsp cavanillesii (büyük pıtrakotu) filizleri verilen koyunlarda organ ve dokulardaki morfolojik değişiklikleri ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Oluşan toksikasyonda, başta biyokimyasal olmak üzere, hematolojik ve ultrasonografik değişimler de incelenerek, toksikasyonun tanısında söz konusu parametrelerin morfolojik bulguları destekleyici bir role sahip olup olmadıklarının da araştırılması planlanmıştır. Çalışmada materyal olarak, yaklaşık 14-15 aylık, 16 adet erkek Akkaraman toklu ( 4' erli 4 grup) kullanıldı. Onbeş günlük adaptasyon döneminden sonra, yedirme denemesine geçilmeden önce, hayvanların genel klinik muayeneleri tekrarlandı ve total canlı ağırlıkları ayrı ayrı tartılarak kaydedildi. Saman büyüklüğünde parçalar haline getirilen Xanthium strumarium L.subps cavanillesii'nin 1-3 yapraklı filizleri, kg'ında 300 gr arpa kırması bulunan saman içine % O (I.grup-kontrol grubu); % 40 (II.grup); % 60 (III.grup) ve % 80 (IV.grup) oranlarında ilave edildi. Kontrol grubu da dahil olmak üzere, tüm deneme grubu hayvanlara, günlük olarak hazırlanan ve hayvan başına 2.200 (kg/gün) olarak verilen rasyon ile yedirme denemesine 10 hafta boyunca devam edildi. Hayvanlara su adlibitum olarak sağlandı. Yedirme denemesi süresince, haftada bir olmak üzere, bütür) gruplardaki hayvanların total canlı ağırlıkları ile 1-günlük tüketilen total rasyon miktarı ve tüketilmeyen yem miktarları ib 1-günlük atılan gaita miktarları tartıldı. Biyokimyasal muayeneler için 12, 24, 36 ve 72. saatlerde kan ve periyodik olarak da, haftada bir olmak üzere; kan, tükürük ve idrar örnekleri; doku düzeyinde biyokimyasal analizler için de, ölen ve kesilen hayvanlardan doku örnekleri alındı. Hayvanların genel klinik görünümlerinin ağırlaştığı dönemlerde (27,32 ve 35. günler), genel klinik muayeneler yapılarak hematolojik muayeneler için de kan örnekleri alındı. Denemenin başlangıcında, sonunda, klinik görünümlerin ağırlaştığı dönemlerde hayvanların karaciğer ve damarlarının (V.porta, V.kava) ultrasonografik ölçümleri ve safra kesesinin genel ultrasonografik muayeneleri; etkin toksik maddenin varlığı yönünden de, doku ve idrar örneklerinde toksikolojik analizler yapıldı. Klinik olarak: Denemenin sonunda kesilen deneme grubu hayvanlarda, deneme süresince, yapağıyı ıslatacak derecede aşırı terleme ile birlikte yapağıdaki koyu sanmtrak-kahverengi görünüm ve total canlı ağırlık artışındaki yavaşlama en önemli bulgulardı. Hastalanarak ölen veya denemenin sonunda kesilen hayvanlarda devamlı diş gıcırdatma ile birlikte ayrıca ölen 3 hayvanda ayaklan açarak, sırt bölgesini de kamburlaştırarak yürümeye çalışma, ağnlı, inlemeli bir sesle meleme ile birdenbire sternumları üzerine yere düşme ve başın yere paralel bir konumda tutulması gözlenen diğer klinik bulgulardandı. Deneme gruplarında total ölüm oram % 25 olarak hesaplandı. Makroskobik olarak: Belirgin bir asites, daha az olarak da hidrotoraks ve hidroperikardiyum ile birlikte safra ve sidik kesesindeki dolgunluk ve duvarında ödem, ilk bakıda dikkati çeken bulgulardı. Ölen hayvanlarda rigor mortisin çabuk şekillendiği gözlendi. Sindirim kanalında, özafagusdan rektuma kadar, mukozalarda kanama, erozyon ve fokal ülserlerle birlikte Ödem, saptanan ortak lezyonlardı. Rumende papilla ruminis, retikulumda krista retikülaris ve omazumda da lamına omazilerde atrofi, pankreas ve dalakla birlikte karaciğerde yaygın fibrin kitleleri ve buna bağlı olarak da karaciğerde loblarda yapışmalar gözlendi; ayrıca karaciğerde şiddetli konjesyon ile birlikte parietal, viseral ve kesit yüzlerinde fokal nekrotik odaklar, sentrilobüler yapılaşma ve ligamentum hepatogastrikunıda şiddetli ödem; böbreklerde konjesyon, subkapsüler fokal nekrotik odaklar ve kortikomedullar kanamalar; kalpte subepikardiyal ve subendokardiyal kanamalar ve dejeneratif odaklar; merkezi sinir sisteminde damarlarda konjesyon ve fokal hemorajiler; teslislerde büyüme, bilateral cdematöz görünüm ile yumuşak ve gevşek kıvamlı bir yapı; denemenin sonunda kesilen bazı hayvanlarda ise, tunika albuginea'da büzüşme, kesit yüzünde de kaba, granüllü, sert bir yapı, saptanan başlıca nekropsi bulguları idi. Mikroskobik olarak da, makroskobik lezyonları yansıtan lezyonlar gözlenmiş olup, bunlar: Karaciğerde sentrilobüler nekroz, konjesyon, sinuzoidal dilatasyon, yağ dejenerasyonu ve lokal fibrogenesis, yaygın periportal fibrosis ve bilier hiperplasie ile kapsülada kalınlaşma; pankreasta, asinuslarda, fokal koagulasyon nekrozları; dalakta kapsüler ve trabeküler kalınlaşma ile diffuz hemosiderozis; böbreklerde yaygın konjesyon, kanamalar ve reaktif fibrosis; tiroidde diffuz folliküler hiperplasie ve interfolliküler vaskularizasyon; merkezi sinir sisteminde subarachnoidal damarlarda ve beyin kapillarlannda konjesyon ile fokal hemorajiler, işemik nöyronal değişim ve beyin ödemi; teslislerde tubulus seminiferus kontortuslarda, yaygın testiküler dejenerasyon ve atrofi, germinal epitelyumda incelme, intratubuler mononukle







