AKADEMİSYENLERİN OLUMLU VE OLUMSUZ DEDİKODU ALGI DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
DOI
Özet
İletişim insanlığın varlığı ile ortaya çıkmış ve insanlığın ilerlemesiyle birlikte gelişimini devam ettirmektedir. Toplumun gelişimi için iletişim hayati derecede önemli bir yere sahiptir. Benzer şekilde toplumu bir araya getiren örgütler/kurumlar için de iletişim çok gereklidir. Ancak örgütlerde yapılandırılmış, biçimsel bir iletişim vardır. İş görenler iş veya iş yeriyle alakalı bilgi akışını resmi iletişim kanalları ile birlikte sağlamaktadır. Fakat bu resmi iletişim kanalları çalışanların hatta yöneticilerin iletişim ihtiyaçlarını tam olarak karşılayamamaktadır. Bu nedenle gayri resmi, doğal iletişim kanalları ortaya çıkmıştır. Dedikodu da bu kanallardan biri olarak kabul edilir. Dedikodunun bugüne kadar yapılmış olan tanımlamalarını araştırıp akademisyenlerin maruz kaldığı pozitif ve negatif iş yeri dedikodusunun akademisyenlerin demografik özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını etkilerini incelemektir. Ayrıca araştırmanın temel amacına ilavaten akademisyenlerin olumlu iş yeri dedikodu algıları ile olumsuz iş yeri dedikodu algıları arasında ki ilişkinin tespiti de araştırmanın alt amacını oluşturmaktadır. Çalışmanın araştırma kısmında ise farklı demografik özelliklere sahip olan katılımcılarla çevrimiçi anketler uygulanmıştır. Bu anketler üniversite akademik personelini kapsamaktadır. Anketlerden elde edilen veriler ise IBM SPSS 22 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Pozitif ve negatif dedikodu ölçeklerinden yararlanılmıştır. Çalışmada, akademisyenlerin olumlu iş yeri dedikodu düzeyleri cinsiyet, yaş, unvan ve görev yılı değişkenleri açısından istatiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermemiştir (p>0,05). Ancak akademisyenlerin olumlu iş yeri dedikodu düzeyleri fakülte değişkenine göre istatiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Ortalama puanlar incelendiğinde veterinerlik fakültesinde görev yapmakta olan akademik personelin olumlu dedikodu algılarının (ort:4.90 ss:0,14) diğer fakültelerde görev yapmakta olan akademik personellerden daha yüksek olduğu görülmüştür. Çalışmada, akademisyenlerin olumsuz iş yeri dedikodu düzeyleri cinsiyet, yaş, unvan, fakülte ve görev yılı değişkenleri açısından istatiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermemiştir (p>0,05). Çalışmada, akademisyenlerin olumsuz iş yeri dedikodu algısı ile olumlu iş yeri dedikodu algısı arasında negatif yönlü orta düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir (r=,-376, p=,000, p<,01). Buna göre olumlu dedikodu arttıkça olumsuz dedikodu azalmakta veya olumsuz dedikodu arttıkça olumlu dedikodu azalmaktadır ve bu ilişki istatistikî açıdan anlamlıdır. Sonuç olarak literatürde yer alan çalışmalara bakıldığında bu çalışmayla benzer sonuçlara varıldığı görülmektedir. Bu açıdan hazırlanan bu çalışmanın literatür için önemli bir kaynak niteliği taşıdığı söylenebilir.
Communication has emerged with the existence of humanity and continues to develop with the progress of humanity. Communication is vitally important for the development of society. Similarly, communication is also very necessary for organizations/institutions that bring society together. However, there is a structured, formal communication in organizations. Employees provide information about their work or workplace through formal communication channels. However, these formal communication channels cannot fully meet the communication needs of employees or even managers. Therefore, informal, natural communication channels have emerged. Gossip is considered one of these channels. The aim of the study is to investigate the definitions of gossip that have been made so far and to examine the effects of whether the positive and negative workplace gossip to which academics are exposed differs according to the demographic characteristics of academics. In addition to the main purpose of the research, the determination of the relationship between academics' positive workplace gossip perceptions and negative workplace gossip perceptions constitutes the sub-objective of the research. In the research part of the study, online surveys were conducted with participants with different demographic characteristics. These surveys cover university academic staff. The data obtained from the questionnaires were analyzed using IBM SPSS 22 program. Positive and negative gossip scales were used. In the study, positive workplace gossip levels of academics did not show a statistically significant difference in terms of gender, age, title and years of service variables (p>0.05). However, a statistically significant difference was found in academicians' positive workplace gossip levels according to the faculty variable (p<0.05). When the mean scores were examined, it was seen that the positive gossip perceptions of the academic staff working in the faculty of veterinary medicine (mean: 4.90 ss: 0.14) were higher than the academic staff working in other faculties. In the study, the negative workplace gossip levels of academics did not show a statistically significant difference in terms of gender, age, title, faculty and years of service variables (p>0.05). In the study, a negative, moderately significant relationship was found between academics' perception of negative workplace gossip and positive workplace gossip (r=,-376, p=,000, p<,01). Accordingly, as positive gossip increases, negative gossip decreases or as negative gossip increases, positive gossip decreases and this relationship is statistically significant. As a result, when the studies in the literature are examined, it is seen that similar results are reached with this study. In this respect, it can be said that this study is an important source for the literature.







