MORBİD OBEZLERDE İNTRAOPERATİF FARKLI OKSİJEN KONSANTRASYONLARININ BULANTI-KUSMA ÜZERİNE ETKİSİ
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
DOI
Özet
Postoperatif bulantı ve kusma (POBK) birçok sebebe bağlı, sık karşılaşılan ve özellikle operasyondan sonraki ilk iki saatte görülen bir problemdir. Bu çalışmada morbid obez hastalarda intraoperatif farklı oksijen konsantrasyonlarının bulantı-kusma üzerine etkisi retrospektif olarak araştırılmıştır. Etik kurul onayı alındıktan sonra, 2018 yılı içerisinde bariatrik laparoskopik cerrahi geçiren, verilerine ulaşabildiğimiz 206 hasta dosyası incelenerek çalışmaya alındı. Hastalar kullanılan O? konsantrasyonlarına göre iki gruba ayrıldılar. %30 oksijen (n=87) verilenler Grup 30, %70 oksijen (n=119) verilenler ise Grup 70 olarak belirlendi. Hastaların demografik verileri, Vücut kitle indeksi, ASA skoru, hemodinamik parametreler ve kullanılan anestezik ajanlar, Apfel skoru, visual analog skala (VAS) skoru, POBK skoru, erken (ilk 2 saat) ve geç dönem (2-24 saat) yapılan antiemetik miktarı ve taburculuk süresi kaydedildi. Hastaların demografik verilerinde ve kullanılan anestezik ilaçlar açısından gruplar arasında fark yoktu. Hastaların POBK skoru iki grup arasında yapılan karşılaştırmada Grup 30 ve Grup 70'de sırasıyla 29/66 hastada bulantı-kusma saptanmadı, 37/34 hastada bulantı vardı, 17/18 hastada öğürme var, 4/1 hastada kusma gerçekleşmiştir. Gruplar arasındaki bu fark istatistiksel olarak anlamlıydı. Grup 30 ve Grup 70'te erken dönemde (ilk 2 Saat) yapılan metoklopramid miktarı arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlıydı. İlk 2-24 saatte yapılan kurtarma antiemetiği bakımından iki grup arasında fark yoktu. Grup 70'te taburculuk süresi daha kısaydı ve bu fark istatistiksel olarak anlamlıydı. Laparoskopik bariyatrik cerrahiler; postoperatif bulantı-kusma açısından yüksek riskli girişimlerdir. Oksijen tedavisinin barsak perfüzyonunu iyileştirerek postoperatif bulantı-kusmayı azaltabileceği düşünülmektedir. Araştırmamızda laparoskopik bariyatrik cerrahi geçiren morbid obez hastalarda intraoperatif yüksek oksijen konsantrasyonunun erken dönemde (ilk 2 saat) bulantı-kusma oranını azalttığını bulduk. Oksijenin ucuz ve bu konsantrasyonlarda olası yan etkilerinin klinik olarak önemsiz olması, postoperatif bulantı-kusma risk faktörleri yüksek olan laparoskopik bariyatrik cerrahi geçirecek morbid obez hastalara uygun antiemetik profilaksi ile kombine edilerek kullanılması POBK insidansını azaltıp, bu durumda erken taburculuk sağlayabilir. Anahtar Kelimeler: Morbid obezite, intraoperatif oksijen konsantrasyonu, postoperatif bulantı-kusma
Postoperative nausea and vomiting (POBK) is a common problem due to many reasons, especially in the first two hours after the surgery. In this study, the effect of different intraoperative oxygen concentrations on nausea and vomiting in morbidly obese patients was investigated retrospectively. After approval of the ethics committee, 206 patients who underwent bariatric laparoscopic surgery in 2018 were included in the study. The patients were divided into two groups depending on the use of oxygen at different concentrations. Those given 30% oxygen (n=87) were determined as group 30 and those given 70% oxygen (n=119) were determined as group 70. Demographic data of patients, body mass index (BMI), ASA score, hemodynamic parameters and anesthetic agents used, Apfel score, VAS score, PONV score, early (first 2 h.) and late period (2-24.h) the amount of antiemetics performed and the period of discharge were recorded. There was no difference between the groups in anesthetic drugs used and demographic data of the patients. The post-operative nausea-vomiting score of the patients was compared between the two groups and group 30/70 - 29/66 patients had no nausea and vomiting. Group 30/70 – 37/34 patients had nausea, group 30/70 - 17/18 patients had gag reflex-no vomiting, group 30/70 - 4/1 patients had vomiting. The difference between the groups was statistically significant. The difference between group 30 and group 70 in the amount of metoclopramide performed in the PACU (Post Anesthesia Care Unit) was statistically significant. No statistically significant difference was found between the two groups in the first 2-24 hours of rescue antiemetic. Group 70 had a shorter discharge time and this difference was statistically significant. Laparoscopic bariatric surgery is a high risk for postoperative nausea and vomiting. Oxygen therapy is thought to improve intestine perfusion and reduce postoperative nausea and vomiting. In our study, we found that intraoperative high oxygen concentration in morbidly obese patients undergoing laparoscopic bariatric surgery may reduce nausea and vomiting. The inexpensive and in this concentration possible side effects of oxygen are clinically insignificant, combined with effective antiemetic prophylaxis for patient undergoing laparoscopic bariatric surgery with high risk factors for postoperative nausea and vomiting may reduce the cost of postoperative antiemetic treatment and increase patient comfort while improving early patient discharge. Keywords: Morbid obesity, intraoperative oxygen concentration, postoperative nausea and vomiting







