Kur'an'ı Kerim ve Sünnette Kadının Değeri

dc.contributor.authorZein, Mohammed Rabi
dc.date.accessioned2026-08-12T15:07:53Z
dc.date.issued2025
dc.departmentFırat Üniversitesi
dc.description.abstractMüslüman olmayan bazı düşünür ve araştırmacıların yanı sıra kimi Müslümanlar da İslam’ın kadına zulmettiğini, onu haklarından mahrum bıraktığını ve toplum içinde değersizleştirdiğini ileri sürmektedir. Bu iddialar, büyük ölçüde bazı Müslümanların bireysel tutum ve uygulamalarının dine atfedilmesine dayanmaktadır. Oysa bu tür genellemeler, Kur’ân-ı Kerîm’in ayetlerini ve Hz. Peygamber’in (s.a.v.) sahih sünnetini yeterince bilmeyen kimseler üzerinde etkili olmaktadır. Bu çalışmada, söz konusu iddiaların geçersizliğini ortaya koymak amacıyla, öncelikle İslam öncesi ve İslam dışı toplum, medeniyet ve dinlerin kadına bakış açısı ele alınmış; ardından İslam’ın kadına verdiği değer ve tanıdığı haklar açıklanmıştır. Nitekim Antik Yunan’da kadın aşağılanmış, haklardan yoksun bırakılmış, miras ve mülkiyet hakkı tanınmamıştır. Bazı Yunan düşüncelerinde kadın, insan kılığına girmiş bir yılan ya da alınıp satılan bir meta olarak tasvir edilmiş; Atina’da ise kadın, siyasî ve toplumsal haklardan mahrum ikinci sınıf bir vatandaş sayılmıştır. Roma uygarlığında kadın, erkeğe tâbi bir varlık olarak görülmüş; temel insani ihtiyaçları dahi sınırlandırılmış ve çeşitli şekillerde ağır fiziksel cezalarla aşağılanmıştır. Eski Çin’de kadın, felaket ve yoksulluğun kaynağı olarak nitelendirilmiş; erkeğe eşini satma hakkı tanınmıştır. Hindu “Manu Şeriatı”nda kocası ölen kadının diri diri yakılması meşru görülmüş; kadın kurban edilen, hayvanla eş tutulan bir konuma indirgenmiştir. Eski İran toplumunda ise boşanmış kadın erkeğin mutlak tasarrufu altında bulunmuş, hatta ölümle cezalandırılabilmiştir. Yahudi geleneğinde kadın, necis ve uğursuz kabul edilmiş; hayız hâlinde dokunduğu her şeyi kirlettiğine inanılmıştır. Talmud literatüründe kadın, fitne ve felaket unsuru olarak betimlenmiştir. Tahrif edilmiş Hristiyanlık anlayışında ise kadına ağır kısıtlamalar getirilmiş; kilisede konuşması yasaklanmış, zina isnadı durumunda delil aranmaksızın cezalandırılmış, boşanmış kadının yeniden evlenmesi zinaya eşdeğer sayılmıştır. Cahiliye dönemi Arap toplumlarında da kadın, miras konusu bir eşya olarak görülmüş; kimi zaman namus gerekçesiyle diri diri gömülmüştür. Bu tarihsel tablo, İslam’ın kadına bakışıyla karşılaştırıldığında belirgin bir fark ortaya koymaktadır. İslam’ın temel kaynakları olan Kur’an ve Sünnet incelendiğinde, kadının insan onurunu yücelten bir anlayışın benimsendiği açıkça görülmektedir. İslam, kadın ve erkeği yaratılışta eşit kabul etmiş; iman, ibadet, sorumluluk, sevap ve ceza bakımından aralarında ayrım yapmamıştır. Kadına düşünce ve ifade özgürlüğü tanımış; iyiliği emretme ve kötülükten sakındırma sorumluluğunu ona da yüklemiştir. Mülkiyet, ticaret, miras, bağış ve tasarruf hakkı tanımış; malının rızası olmadan alınmasını kesin biçimde yasaklamıştır. Ayrıca kadının can güvenliğini, onurlu yaşam hakkını ve eğitim hakkını teminat altına almış; dinî ve dünyevî bilgi edinme yükümlülüğünü erkekle eşit düzeyde farz kılmıştır.
dc.description.abstractA number of non-Muslim thinkers and researchers, as well as some Muslims, have claimed that Islam oppresses women, deprives them of their rights, and renders them socially insignificant. Such assertions are largely based on the actions and practices of certain Muslims. These practices are then generalized and falsely attributed to Islamic teachings themselves, influencing individuals who lack sufficient knowledge of the Qur’anic texts and the authentic Sunnah of the Prophet Muhammad (peace be upon him). This study seeks to demonstrate the invalidity of such claims by first examining the perceptions and treatment of women in pre-Islamic and non-Islamic civilizations, religions, and societies, and then by clarifying the status and rights accorded to women in Islam. In ancient Greek civilization, women were regarded as inferior, denied legal rights, and excluded from inheritance and property ownership. Some Greek traditions depicted women as serpents transformed into human form or as commodities subject to trade. In classical Athens, women were considered second-class citizens deprived of political and social rights. In Roman society, women were often viewed as subservient to men, stripped of independent legal identity, and subjected to severe restrictions and humiliating punishments. In ancient China, women were likened to destructive forces that brought misfortune and poverty, and men were granted the right to sell their wives. Hindu law, particularly the Code of Manu, sanctioned the burning of widows alive alongside their deceased husbands, reducing women to sacrificial offerings and equating them with animals. In ancient Persian society, divorced women were placed under absolute male authority and could even be sentenced to death. In Jewish tradition, women were considered impure and a source of curse, especially during menstruation, and were socially isolated. Talmudic literature frequently portrayed women as sources of temptation, calamity, and regret. Distorted forms of Christianity imposed severe humiliation upon women, prohibiting them from speaking in church, permitting their execution upon accusations of adultery without evidence, and equating remarriage after divorce with adultery. Similarly, in pre-Islamic Arabian society, women were treated as inheritable property, denied autonomy and ownership, and in some cases buried alive out of fear of dishonor. Against this historical backdrop, the Islamic perspective on women reveals a profound and fundamental distinction. An examination of the primary sources of Islamic law, namely the Qur’an and the Sunnah, clearly demonstrates that Islam elevated the status of women and affirmed their human dignity. Islam established equality between men and women in creation, religious obligation, moral responsibility, reward, and punishment. It granted women the right to express opinions, offer counsel, promote virtue, prevent wrongdoing, and call others to God. Furthermore, Islam recognized women’s full legal capacity in matters of ownership, trade, inheritance, charity, and financial disposition, strictly prohibiting the unlawful appropriation of their property without consent. It also guaranteed women the right to a dignified life, protection from injustice and harm, and access to education, making the pursuit of essential religious and worldly knowledge an equal obligation for men and women.
dc.identifier.doi10.58568/firatilahiyat.1736829
dc.identifier.endpage260
dc.identifier.issn1304-639X
dc.identifier.issn2791-951X
dc.identifier.issue2
dc.identifier.startpage247
dc.identifier.urihttps://doi.org/10.58568/firatilahiyat.1736829
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/11508/28324
dc.identifier.volume30
dc.language.isoar
dc.publisherFırat University
dc.publisherFırat Üniversitesi
dc.relation.ispartofFırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
dc.relation.publicationcategoryMakale - Ulusal Hakemli Dergi - Kurum Öğretim Elemanı
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.snmzKA_DergiPark_20260511
dc.subjectTafsir
dc.subjectTefsir
dc.titleKur'an'ı Kerim ve Sünnette Kadının Değeri
dc.title.alternativeThe Value of Women in the Holy Qur'an and Sunnah
dc.typeArticle

Dosyalar